/<
12 Şubat 2026 - Perşembe

SON HABERLER

YDÜ 10. ULUSLARARASI FOTOĞRAF GÜNLERİ

Yakın Doğu Üniversitesi’nin (YDÜ) 1999 yılından 2019 yılına kadar dokuz kez gerçekleştirdiği Uluslararası Fotoğraf Günleri’nin onuncusu, 21–24 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştiriliyor. İletişim Fakültesi Kompleksi’nde yer...
Ana SayfaGündemAtatürk’ü Tabulaştırmadan Felsefesini Anlamak

Atatürk’ü Tabulaştırmadan Felsefesini Anlamak

Can Tunca 

Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü(ADGK), gençleri dogmalardan uzak, düşünmeye ve anlamaya davet ediyor. Kulüp Başkanı Zafer Eren Özbir ve kulüp danışmanı Yrd. Doç. Dr. Recep Bülent Şenses Perspektif’e konuştu.

Yakın Doğu Üniversitesi(YDÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bünyesinde yeniden aktif hale getirilen Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü, üniversite gençliğine yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor. Zafer Eren Özbir  “Biz burada slogan değil, düşünce üreteceğiz” ifadelerini kullanırken, Yrd. Doç. Dr. Recep Bülent Şenses ise  amacın “Atatürk’ü bir tabu olmaktan çıkarıp, felsefesini anlamak” olduğunu söyledi 

“Biz slogan değil, fikir üreteceğiz”

YDÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (İngilizce) öğrencisi  olan ADGK Başkanı Zafer Eren Özbir, ADGK’nın  klasik kalıpların dışında bir öğrenci hareketi olacağını belirterek, “Biz sadece bayrak sallayıp slogan atmayacağız. Amacımız Atatürkçülüğü bir düşünce biçimi olarak yeniden anlamak. Herkesin özgürce konuşabileceği, sorular sorabileceği bir ortam yaratacağız” ifadelerini kullandı.

Özbir, gençliğin umudunu ve özgüvenini yeniden kazanması gerektiğini şu sözlerle vurguladı: “21. yüzyıl Türkiye’sinde gençler gökyüzüne bakıyor ama Atatürk’ün gösterdiği istikbali göremiyor. Biz bu kulüple yeniden umut aşılamak istiyoruz. Çünkü 100 sene önce bu ülkeyi kurtaranlar da gençlerdi. Bugünün gençleri de o büyük adamların gençlik halleridir.”

“Güçlü bir başkanlık devretmek istiyorum.”

Kendisinden sonra gelecek başkana güçlü bir kulüp bırakma arzusunda olduğunu söyleyen Özbir “Ben bu kulübü tekrar aktifleştirmeye karar verdiğimde, kendi başkanlığımdan çok benden sonra gelecek kişileri düşündüm. Şu anda bu işin başındayız, ama yaşadığım zorlukları aşıp her şeyi düzenleyip rayına sokmayı başardığım bir dönemde, benden sonraki kardeşime güçlü bir başkanlık devretmek istiyorum” dedi.

“Atatürkçülük yaşadıkça bu kulüp yaşayacak”

Özbir, kulübü sadece bugünün değil, geleceğin kuşaklarına emanet etmek istediğini altını çizerek, “Benim hedefim, benden sonraki üyelerin fikirlerini özgürce ifade edebildiği bir kulüp bırakmak. Atatürkçülük yaşadıkça bu kulüp yaşayacak” dedi.

Son olarak tüm gençlere çağrıda bulunan Özbir, “Atatürk siyaset üstü, evrensel bir fikir adamıdır. Bizim kapımız herkese açık. Farklı düşünen, konuşmak isteyen, öğrenmek isteyen herkesi Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü’ne bekliyoruz.” dedi. 

“Her devletin bir kuruluş felsefesi vardır”

YDÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler öğretim üyesi ve Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Recep Bülent Şenses ise her devletin kendi “kurucu babaları” ve “kuruluş felsefesi” olduğunu belirterek, bu felsefenin devletin temel kimliğini oluşturduğunu altını çizdi: “Her devletin kendi kurucu babaları var. O felsefe anayasada belirlenir ama zamanla değişebilir. Toplum değişir, siyasal yapılar değişir; fakat kurucu felsefe hep canlı kalır. Fransa’yı Fransız İhtilali’nden, Amerika’yı George Washington’dan ayrı düşünemezsiniz. Bunlar birer değerdir ve değerleri olmayan devletler ulus yaratamaz.”

Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü’nün Yakın Doğu Üniversitesi’nde bu felsefeyi yeniden anlamlandırmak ve tartışmaya açmak için yeniden aktif hale getirildiğini belirten Şenses, kulübün felsefesini ise “Bu kulüp, devletin kurucu babalarının bize emanet ettiği felsefeyi açıklamak için kuruldu. Ancak bunu ideolojik bir doktrine dönüştürmeden, bilimsel ve felsefi temelde yapacağız” şeklinde açıkladı.

“Atatürk bir tabu değildir”

En büyük sorunlardan birinin, Atatürk’ün düşüncesinin yıllar içinde bir tabu haline getirilmiş olması olduğunu vurgulayan Şenses, “Benim neslim Atatürk’ü bir tabu haline getirdi. Oysa Gazi Mareşal kendisi de bunu istemezdi. Biz onu tanrısal bir figür haline getirdik, ama o bir insan, bir lider, bir fikir adamıydı. Şimdi onu yeniden anlamamız, ne düşündüğünü, neyi amaçladığını bilimsel olarak çözümlememiz gerekiyor” dedi.

Şenses, kulübün bu amaçla ideolojik bir baskı ortamı değil, sohbet ve fikir paylaşımı alanı olacağını belirtirken, kulübün insanları doktrine etmek için değil, gönüle indirmek için var olduğunu, Atatürk’ün felsefesini yürekten anlamak istediğini söyledi.  Kulüp içinde oluşacak samimiyetin de altını çizen Şenses, “Akıldan konuşursan sempozyum olur, ama yürekten konuşursan sohbet olur. Biz çayımızı içip, kahvemizi yudumlayıp, gönülden konuşacağız” dedi.

“Mustafa Kemal eğlenceli bir adamdı”

Şenses, Atatürk’ün yalnızca bir askeri lider değil, yaşamın neşesini bilen bir insan olduğunu hatırlatarak, kulübün etkinliklerinde bu yönü de vurgulayacaklarını açıkladı: “Atatürk çok eğlenceli bir adamdı. Denize girerdi, salıncağa binerdi, halkla konuşurdu. Biz onu sadece 10 Kasım törenlerinde hüzünle değil, neşesiyle de anmalıyız. Bu kulüp, Atatürk’ün insanî yönünü de yaşatacak.”

Etkinliklerde “Nutuk”un bilinmeyen anekdotlarının, erken dönem çok partili denemelerin, Terakkiperver ve Serbest Fırka deneyimlerinin de tartışılacağını belirten Şenses, “Atatürk aslında çok partili hayata geçmek için uğraştı ama koşullar uygun değildi. Bunu da konuşacağız,” dedi.

“Biz-siz demeden, yürekten konuşmak”

Kulübün en önemli hedeflerinden birinin ise, kutuplaşmadan uzak, samimi bir tartışma kültürü oluşturmak olduğunu ifade eden Şenses,  “Sohbet toplantılarında ‘biz’ kelimesinin de, ‘siz’ kelimesinin de olmadığı bir ortam yaratmak istiyoruz. Herkes özgürce düşünsün, yargılanmadan konuşsun. Gençleri itici bir dogmadan uzak, felsefeyle tanıştırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Kulübün ilerleyen dönemlerde çeşitli konularda söyleşiler, felsefi tartışmalar ve anma etkinlikleri düzenleyeceğini söyleyen Şenses, “Ruh felsefeyle yıkanır. Biz ruhumuzu yıkayacağız” değerlendirmesinde bulundu.