Can Tunca
Lefkoşa Mimarlar Odası Başkanı Onur Olguner, mimaride kültürel mirasın korunması, kentsel gelişim, turizm politikaları ve Kıbrıs’ın gelecekteki kent vizyonuna ilişkin Perspektif’e değerlendirmelerde bulundu. Kıbrıs’ın çok katmanlı tarihine dikkat çeken Olguner, kültürel mirasın yalnızca geçmişe ait bir unsur değil, bugünü ve geleceği şekillendiren temel bir kimlik meselesi olduğunu vurguladı.
“Kültürel miras iki kavramdan oluşur: Kimlik ve emanet”
Kültürel miras kavramının doğru anlaşılması gerektiğini belirten Olguner, bu kavramın iki temel bileşenden oluştuğunun altını çizdi. “Kültürün insanların kimliği olduğunu, geçmiş jenerasyonlardan ve medeniyetlerden geleceğe bırakılan ve insanı insan yapan değerlerden olduğunun altını çizen Olguner, “Miras ise bu kimliğin bize emanet edilmiş olmasıdır. Biz bu yapıların sahibi değiliz. Yıkamayız, keyfimize göre değiştiremeyiz. Bize emanet edileni geleceğe en uygun şekilde teslim etmeliyiz” dedi.
Anıtlar Yüksek Kurulu Liyakat temelli bir yapıdır
Kıbrıs’ta kültürel mirasın korunmasında en önemli kurumlardan birinin Anıtlar Yüksek Kurulu olduğunu belirten Olguner, kurulun 1970’li yılların ortasında ‘Eski Eserler Yasası’ ile kurulduğunu söyledi. Kurulun, arkeologlar, mimarlar, şehir plancıları, belediye temsilcileri, üniversite ve şehir planlama dairesi temsilcilerinden oluştuğunu söyleyen Olguner, bu yapının başından itibaren liyakat esasına dayandığını aktardı. 1990’lı yıllarda yapılan yasal değişiklikle birlikte ufak tefek eksikliklerin giderilmesine de değinen Olguner “Anıtlar Yüksek Kurulu’nun aldığı kararlar 90’larda yapılan bu yasal değişiklikle siyasetin müdahalesine de kapalı hale geldi. Kurul kararları Resmi Gazete’de yayımlanır ve yasa niteliği taşır. Bu durum siyaseti rahatsız ediyor ama bilim ve liyakat bunu gerektirir” ifadelerini kullandı.
Olguner, bilimsel kararların tartışmaya açık olmadığını vurgulayarak Atatürk’e atfedilen “Eğer bir gün ben bilimle çelişirsem, beni değil bilimi dinleyin” sözünü hatırlatarak, Anıtlar Yüksek Kurulu kararlarına yaklaşımda da bu anlayışın esas alınması gerektiğini belirtti.

Rehber kitaplar, akademik yayınlar ve iş birlikleri
Mimarlar Odası’nın kültürel mirasın korunmasına yönelik yalnızca eleştirel değil, üretken bir rol üstlendiğini belirten Olguner, tarihi yapılarla ilgili projeler için rehber kitaplar yayımladıklarını söyledi. Üniversitelerle yürütülen iş birlikleri hakkında konuşan Olguner, mimari literatürü zenginleştirmek için Kıbrıs hanları ve Kıbrıs Türk mimarisi üzerine yapılacak akademik çalışmalara grafik, baskı ve lojistik destek sunduklarını söyledi.
Turizm, tarihi mirasla birlikte düşünülmeli
Turizm odaklı dönüşümün ancak kültürel miras korunarak anlam kazanabileceğinin altını çizen Olguner, Lefkoşa Surlariçi’nde yürütülen çalışmalara ilişkin ise “Bir dönem geceleri yürüyemediğiniz Surlariçi, dönüşümle birlikte yeniden yaşam kazandı” şeklinde konuştu.
Lüzinyan, Venedik, Fransız, İngiliz ve Osmanlı yapıları arasında yürüyebilmek bu adanın en büyük değeri olduğunu aktaran Olguner, turistin Kıbrıs’a modern yapılar için değil, tarihsel dokuyu deneyimlemek için geldiğini vurguladı. Lefkoşa’da büyük bir arkeoloji müzesine de ihtiyaç olduğunu aktaran Olguner, “Çok sayıda eser depolarda bekliyor. Mimarlar Odası olarak bu konuda her türlü katkıya hazırız” ifadelerini kullandı.
Tabela ve eklentiler tarihi dokuyu bozuyor
Restorasyonu tamamlanan birçok yapının, sonradan eklenen kompozitler, tabelalar ve levhalarla özgün görünümünü kaybettiğini belirten Olguner, bu durumun kültürel mirasa zarar verdiğini söyledi.
İtalya’daki Palmanova kentiyle Lefkoşa Surlariçi’nin benzerliğine dikkat çeken Olguner, “ Palmanova UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Lefkoşa’nın da benzer bir potansiyeli var” dedi.
Plansız büyüme Kıbrıs’ın en büyük tehdidi
Kıbrıstaki kontrolsüz ve plansız büyümenin artık tarım alanlarına doğru ilerdiğini hatırlatan Olguner, büyümenin bu şekilde devam etmesi halinde Hamitköy, Yenikent, Mesarya, Alayköy gibi yerleşim yerlerinin Lefkoşa, Mağusa, Güzelyurt gibi merkezlerle birbirine bağlanacağını vurguladı. Olguner, bu büyüme şekli ile birlikte trafik, çevre ve altyapı sorunlarının da ortaya çıktığının altını çizdi.
“İyi bir mimar olmanın yolu sanat tarihinden geçer”
Mesleğe yeni adım atan genç mimarlara da seslenen Olguner, iyi bir mimar olmanın yolunun sanat tarihinden geçtiğinin önemine vurgu yaptı. Mimarın temel görevinin insanın mekanda hissettiklerini tasarlamak olduğunu belirten Olguner “Mimarlık, sanat, bilim ve ticaretin birleştiği nadir mesleklerden biridir. Sanatı dışarıda bırakırsak zanaatkar oluruz. Bir hastanede güven, bir mahkemede adalet, bir kütüphanede odaklanma hissini mimar yaratır. Biz duyguyu tasarlarız” ifadelerini kullandı.


/<


