Can Tunca
“Barış ve Uzlaşı” temasıyla gerçekleştirilen 10. Uluslararası Rumi Kongresi’nin en çarpıcı konuğu olan Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu aynı zamanda Uluslararası Mevlana Vakfı Başkan Vekili Dr. Esin Çelebi Bayru ve Mevlana üzerine özgün çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu ile söyleşi gerçekleştirdik.
“Bu kanın sorumluluğunu taşıyarak yetiştirildik”
Kongrenin en dikkat çekici isimlerinden biri, Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu Dr. Esin Çelebi Bayru oldu. Soyunun kendisine nasıl bir sorumluluk yüklediğini anlatan Bayru, ailesinin kendisini “bu kana hizmet etme bilinciyle” yetiştirdiğini söyledi.

“Yaptığım her davranış Mevlana’nın torunu olarak görülüyor”
Ailesinin kendisini çok küçük yaşlardan itibaren taşıdığı soyun bilinciyle yetiştirdiğini söyleyen Bayru, bunun hayatının her alanında yarattığı etkiyi ise “ Ailem beni “yaptığın hatayı Esin Çelebi yaptı demezler, Mevlana’nın torununa bak nasıl davranıyor derler” tembihiyle büyüttü” şeklinde ifade etti.
Gençlerin Mevlana’dan öğreneceği çok şey olduğunun altını çizen Bayru, “Hazreti Mevlana’nın bütün bilgisi Kur’an-ı Kerim ve hadislerden geliyor. Her gencin kendine göre alabileceği bir ders var. Okumak, anlamaya çalışmak ve ihtiyacı olanı almak gerekir” ifadelerini kullandı.
Uluslararası Mevlana Vakfı’nın çalışmalarından da söz eden Bayru, vakfın 1996’da kurulduğunu ve bugün hem Türkiye’de hem dünyada yürütülen pek çok faaliyetle Mevlevi kültürünü yaşattıklarını söyledi. Konya’yı ziyaret eden yüzlerce yabancının ilgisi nedeniyle vakfın uluslararası bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.

“Karaman’dan Konya’ya yürüyüş artık uluslararası bir etkinlik”
1996’da kurulan Uluslararası Mevlana Vakfı’nda beş kardeş olarak hizmet ettiklerini belirten Bayru, faaliyetlerin uluslararası boyutta olduğunu söyledi. 2011’de açılan Konya Şubesi’nin özellikle yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisi nedeniyle önemli bir merkez haline geldiğini ifade etti.
Vakfın yürüttüğü en dikkat çekici çalışmalardan biri ise Karaman’dan Konya’ya düzenlenen 5 günlük yürüyüş. Bayru, bu yıl 8’incisi yapılan yürüyüşün dünya çapında ilgi gördüğünün altını çizerek “Yürüyüşçüler çadırlarda kalıyor, her akşam sohbetler yapılıyor. İnsanlar bu yolculukta kendi içsel yürüyüşlerine de çıkıyorlar” dedi.

Şerbet-i Veladet ve Şeb-i Arus
Her yıl 30 Eylül’de Mevlana’nın doğum gününde “Şerbet-i Veladet” geleneğini sürdürdüklerini belirten Bayru, türbe önünde halka şerbet, belediye tarafından ise pilav ve helva ikram edildiğini söyledi.
Mevlana’nın “düğün gecesi” olarak nitelendirdiği Mevlana’nın vefat günü Şeb-i Arus ise Uluslararası Mevlana Vakfı, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı iş birliğiyle her yıl çeşitli etkinliklerle anılıyor. Panel ve konserlerin yanında halka açık konuşmalar gerçekleştiriliyor.
Mevlevilikle ilgili yanlış bilinen noktalara da değinen Bayru, Mevlana’nın sık sık yanlış sözlerle anıldığını söyleyerek araştırmanın önemine dikkat çekti. Son dönemde Mevlana ve Mevlevi kültürü hakkında hatalı söylemlerin arttığını belirten Bayru, “Bu konuda kitaplar yazmış hocalara danışılmalı. Mevlana diyor ki: ‘Ben Kur’an’ın bendesiyim. Kim benden başka söz naklederse ondan da o sözden de şikayetçiyim.’ Eğer bir ifade Kur’an ve hadislere dayanmıyorsa, insanı insana anlatmıyorsa o söz Mevlana’ya ait değildir” ifadelerini kullandı.
En büyük hayalinin ise araştırmacıların ve ilgililerin bir araya geleceği bir “Mevlana Kültür Köyü” kurmak olduğunu belirten Dr. Esin Çelebi Bayru, Mevlana üzerine araştırma yapanlara, kültürü öğrenmek isteyenlere eğitim ve atölyeler sunacak bu köyün kurulması için Kültür Bakanlığı, belediyeler ve üniversitelerle birlikte yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu: “Mevlana’nın en büyük gücü insanı anlatması”
Kongrenin diğer konuşmacılarından, Mevlana üzerine akademik çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu, Mevlana’nın düşünce dünyasında kendisini en çok etkileyen konuların “akıl, bilgi ve bunların doğru kullanımı” olduğunu söyledi. Akıl ve bilginin menfaat için kullanıldığında kişiye zarar verebileceğini vurgulaya Karaismailoğlu, Mevlana’nın eserlerinin bugün hala etkisini korumasının nedenini ise “Mevlana doğrudan insanın kendisinden, duygularından söz eder. Dostluk, samimiyet, merhamet, barış. Bunlar evrensel değerlerdir. Bu yüzden sözleri hem doğuda hem batıda hala güçlü bir karşılık buluyor” şeklinde açıkladı.
“Mevlana’nın öğretileri küresel barış için bir zemin sunar”
Küresel barışın tamamen sağlanmasının insanlığın sınav dünyası olması sebebiyle mümkün görünmediğini belirten Karaismailoğlu, buna rağmen Mevlana’nın öğretilerinin düşmanlığı azaltma, iyiliği çoğaltma ve erdemli davranışı yayma noktasında etkili olduğunu söyledi. Mevlana’nın eşsiz eseri Mesnevi’de düşmanı dosta dönüştürmeye dair sayısız örnek olduğunun altını çizen Karaismailoğlu, bu konuyla ilgili olarak Mesnevi’den ‘Ol çiçeği ki yazıda buldun, hasmına ver’ beyti tam olarak bunu anlatır. İyilik kine merhemdir’ örneğini verdi. Dünyada güce ve çıkara dayalı sistemlerin eleştirildiğini dile getiren Karaismailoğlu, Mevlana gibi düşünürlerin insani değerleri hatırlattığını ve insanların zor zamanlarda erdemli davranışa yönelmesini sağladığını vurguladı.

“Yeni kongrelerde manevi sükûnet ve benlikten arınma öne çıkarılmalı”
Gelecek yıllarda gerçekleştirilecek Mevlana temalı kongrelerde özellikle benlikten arınma, manevi sükunet ve maddeci yaklaşımlara karşı insanı merkeze alan öğretinin işlenmesi gerektiğinin altının çizen Karaismailoğlu, “Sanal dünyanın yaygınlaştığı bu çağda kavga, iddia, benlik ve güç gösterileri arttı. Bugün daha fazla sakinliğe, sükunete, manevi duyarlılığa ihtiyacımız var. Dostluk, merhamet, sabır, iyilik, barış.. Mevlana, insanı insan yapan bu değerleri anlatır.” dedi.





/<


