/<
11 Şubat 2026 - Çarşamba

SON HABERLER

YDÜ 10. ULUSLARARASI FOTOĞRAF GÜNLERİ

Yakın Doğu Üniversitesi’nin (YDÜ) 1999 yılından 2019 yılına kadar dokuz kez gerçekleştirdiği Uluslararası Fotoğraf Günleri’nin onuncusu, 21–24 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştiriliyor. İletişim Fakültesi Kompleksi’nde yer...
Ana SayfaGündem“Uykusuzluk da Mimarlığın Bir Parçasıymış”

“Uykusuzluk da Mimarlığın Bir Parçasıymış”

Perspektif Haber

Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu mimar Enes Ekmen, üniversite yıllarını, kampüs yaşamını ve meslek hayatına uzanan yolculuğunu Perspektif’e anlattı. Mimarlığın kendisi için bir meslekten öte yaşam biçimi haline geldiğini vurgulayan Ekmen, Kıbrıs’ın kendisini daha sosyal bir birey haline getirdiğini ifade etti.

  • Yakın Doğu Üniversitesi’nde eğitim görmek size mesleki ve kişisel anlamda neler kattı?

Yakın Doğu bana sadece mimarlığı öğretmedi; aynı zamanda “uykusuzluğun aslında bir tasarım süreci olduğuna” da inandırdı. Şaka bir yana, bölüm hem disiplin kazandırdı hem de tasarım düşüncesini hayatın her alanında kullanmayı öğretti. Kişisel olarak özgüvenimi artırdı. Kampüs ortamında hocalarımın sıcak yaklaşımı sayesinde kendimi rahatça ifade edebildim; bu durum hem sosyal hem de mesleki anlamda gelişmemi sağladı.

  • Kampüs yaşamını nasıl hatırlıyorsunuz? Yakın Doğu Üniversitesi’nin atmosferi size nasıl bir öğrenci deneyimi sundu?

Kampüs deyince aklıma fakültenin önündeki yeşil alanda geçirdiğimiz keyifli zamanlar geliyor. Bir yandan derslere koşmak, bir yandan arkadaşlarla kahve içmek, bir yandan da yeni projeler düşünmek… Yakın Doğu’nun atmosferi gerçekten motive ediciydi. Hatta bazen Mimarlık Fakültesi’ne girerken kendimi bir Marvel karakteri gibi hissediyordum: “Bugün hangi projeyle savaşacağım acaba?”

  • Üniversite yıllarından unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?

O kadar çok güzel anı biriktirdim ki, hangisini anlatacağımı seçmek zor. Ancak mezuniyet projemle ilgili bir anı hâlâ çok aklımdadır. Projemiz Kıbrıs’a özgü tarihi yapılar üzerine bir oteldi. Benim konum ise Kıbrıs’taki kalelerdi. Saint Hilarion Kalesi’nde inceleme yaparken müzenin kapanış saatinin geldiğini fark etmemişim. Güvenlik görevlisinin beni neredeyse zorla dışarı çıkarmasını hiç unutmuyorum.

  • Üniversitede kurduğunuz arkadaşlıkların bugün hayatınızdaki yeri nedir?

O arkadaşlıklar gerçekten çok özel. Mimarlık okurken birlikte adeta bir savaş veriyorsunuz; bu da bağları çok güçlü kılıyor. Bugün hâlâ görüştüğüm, iş birliği yaptığım ve hayatıma neşe katan insanların büyük kısmı o yıllardan. “Networking” diyorlar ya… benimki biraz daha “gülerek bağ kurma ağı” diyebilirim.

  • Mezun olduktan sonra kariyer yolculuğunuz nasıl şekillendi?

Mezuniyet sonrasında konut, iç mekân ve uygulama projeleri olmak üzere birçok farklı alanda çalıştım. Zamanla kendi yolumu çizme kararı aldım. İnsan yaşamına verdiğim önem nedeniyle bir yapı denetim firması kurdum. Aynı zamanda hayalimdeki yapıları gerçekleştirmek için hem çizim hem de uygulama süreçlerinde aktif olarak yer alıyorum. Akademik taraftan tamamen kopmuş değilim; seminerlere ve atölyelere katılmayı seviyorum. Mimarlık benim için sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimi oldu.

  • Kıbrıs’ta yaşamak öğrencilik sürecinizi nasıl etkiledi?

Kıbrıs’ın tarihi mimari yapıları ve doğal dokusu, mimarlığa bakış açımı ciddi anlamda geliştirdi. Öğrencilik yıllarımda farklı kültürlerden insanlarla tanışma fırsatı buldum; bu da ufkumu genişletti. Kıbrıs beni hem olgunlaştırdı hem de daha sosyal bir birey hâline getirdi.

  • Yakın Doğu Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilere ne tavsiye edersiniz?

Kesinlikle okulun sunduğu tüm imkânları değerlendirsinler. Projelere korkmadan başlasınlar, hocalarla bol bol iletişim kursunlar ve sosyal ortamdan çekinmesinler. Bir de özellikle şunu söylemek isterim: Uykusuz geçecek geceler yüzünden pes etmesinler. Çünkü bir gün mezun olduklarında “Keşke o günlerde biraz daha uykusuz kalsaydım” diyecekler.